Deprem Uzmanları: Büyük Deprem Çekilecek mi? Adalar’da 170 Mikro Deprem
Adalar açıklarında 18 Ağustos’tan bu yana 170 mikrodeprem meydana geldi. İstanbul’daki sarkıntılar, adalar çevresinde patlamaya devam ediyor. 5 ila 13 kilometre derinlikte, farklı odak mekanizmalarıyla gerçekleşen bu sarsıntılar, vatandaşları tedirgin ediyor. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depreme ilişkin açıklama yapıldı. 3,2 büyüklüğündeki en büyük mikrodeprem, Adalar fayına yakın noktada gerçekleşiyor, derinlikleri ise 300 metreye kadar uzanıyor. Bu hassas istasyonlar sayesinde, bugün saat 15:00 itibarıyla bölgede 170’i aşkın sarsıntı kaydedildi. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Depremlerin önemli bir bölümü Adalar fayına yakın noktada gerçekleşiyor” dedi. AFAD çözümlerine göre sarsıntıların 5 ila 13 kilometre derinlikte, farklı odak mekanizmalarıyla gerçekleştiği vurgulandı. Bugün elimizde, bir mikro deprem kümesinin büyük depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntem yoktur, diye ekledi.
Ersoy, “Faylar dönemsel olarak bu tür küçük depremler ve sarsıntı kümeleri üretebilir” dedi.. 10 derin kuyu gözlem istasyonu, 300 metre derinlikteki sarsıntıları izliyor. AFAD, bu gelişmeleri titizlikle takip ediyor, vatandaşların paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını belirtti. Ersoy, sosyal medyada “büyük deprem habercisi” iddialarını spekülatif olarak nitelendirdi. Depremin kesin zamanını önceden bilmek bilimsel olarak mümkün değil, dedi. Yapı stoklarımızın dayanıklılığına vurgu yaparak, “Güçlü ve depreme dayanıklı yapılara sahip olduğumuz sürece endişe edilecek bir durum kalmayacaktır” şeklinde konuştu.
Aktuğ, “Bu fayın aktivitesiyle ilgili literatürde farklı görüşler var” dedi. Küçük ölçekli depremlerin fayın bütününe yönelik kesin bir sonuca ulaşmamızı sağlayacak veri olmadığı konusunda uyarıda bulundu. Akt
Aktuğ: “Bu fayın aktivitesiyle ilgili literatürde farklı görüşler var, ama küçük depremlerin fayın bütününe yönelik kesin bir sonuca ulaşmamızı sağlayacak veri yok” dedi. Sözleriyle, “Mevcut küçük ölçekli depremler, fayın bütününe yönelik kesin bir sonuca ulaşmamızı sağlayacak veri sağlamıyor” diye yargı verdi. Aktuğ, zamanda depremlerin fay doğrultusunda dağılımını incelediğinde, “Zamana bağlı bir korelasyon görmüyoruz, depremsellik fay boyunca ilerlemiyor” diye belirtti. Adalar fayı yaklaşık 44 kilometrelik bir hat, ancak aktivite yalnızca 7 kilometrelik bir parçada yaşanıyor; bu da kademeli bir tetiklenme, derinlik ya da doğrultu göçü olmadığını gösteriyor. Bu veriler, bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü sunmuyor.
Barış: “Bunlar bizim geri plan depremselliğimiz dediğimiz küçük parçaların kırılması sonucu oluşur” diyerek, benzer süreçlerin Türkiye genelinde sıkça yaşandığını söyledi. “Defalarca bu tür deprem etkinlikleri oldu, arkasından ne orta büyüklükte ne de büyük bir deprem oldu” ekledi. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, spekülasyonlar yerine AFAD gibi yetkili kurumların verilerine itibar edilmesini istedi. Barış, can ve ekonomik kayıpların önüne geçmek için risk yönetiminin merkeze alınmasını vurgulayarak, sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve ailelerin kendi acil durum afet planlarını eksiksiz hazırlamasını çağrısında bulundu.
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü: 18‑20 Ağustos arasında Adalar’ın güneyinde 20 kilometre yarıçaplı bir alanda 0,7‑3,1 büyüklüğünde 117 depremin meydana geldiğini açıkladı. 19 ve 20 Ağustos’ta meydana gelen, moment tensör çözümü yapılabilen depremlerin “normal bileşenli oblik doğrultu atımlı odak mekanizmasına” sahip olduğu belirtildi. Kaynak mekanizmalarının birbirleriyle uyumlu olması, olayların benzer bir faylanma geometrisi içinde geliştiğini gösteriyor. Kandilli, depremlerin zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi niteliğinde olduğunu vurguladı. 19‑20 Ağustos’ta kaydedilen depremlerin, BDTIM 7/24 izlediği, ayrıntılı olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Şimdi, İstanbul’un kalbi Adalar’da, 170’den fazla mikrodeprem şiddetle devam ediyor. Günün her dakikası, sarsıntıların yankısı, sokakların dengesini sarsıyor. Halk, kafesindeki depremlerle gündelik hayata ayak atarken, uzmanlar derinlemesine analiz yapıyor. Peki, bu mikrodepremlerin ardından gerçekten bir “büyük” deprem gelip gelmeyecek? Gelişmeleri yakından takip ediyoruz, merak ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber
