Hukukçular okullarda şiddeti değerlendirdi: Mevzuatta hangi hukuki boşluklar var?
Bugün Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde silahlı bir saldırı gerçekleşti. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan benzer olayların ardından İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı 2026‑2027 eğitim yılı için bir protokol imzaladı. O protokol idari tedbirleri kapsarken, Manisa saldırısının ardından hukuki çerçeve ve mevcut mevzuatın saldırı öncesi müdahaleye yeterli olup olmadığı yeniden tartışıldı.
Avukat Hatice Kavut, Kader Baylan, Gamze Pamuk ve Mine Rana Kahramanoğlu, “mevzuattaki en büyük hukuki boşluk ebeveyn ve ruhsat sahibinin cezasızlığıdır” diyerek, çocukları suçun mağduru olarak görme yaklaşımının suçu meşrulaştırma riskine yol açtığını belirtti. Çocukların silaha erişiminde ağır yaptırımların eksikliği, yetişkinlerin sorumluluğunun netleştirilememesi ve “O da bir çocuk, aslında o da mağdur” tutumunun suçun kabul edilebilir olabileceği endişesi dile getirildi. Okul sınırlarının Anayasa seviyesinde “özel koruma alanı” olarak tanımlanması ve bağımsız bir “Okul Güvenliği Kanunu” çıkarılması gerektiğini savundular.
Genelgeler ve kurumlar arası protokollerin bağlayıcı gücünün yetersiz olduğu, riskin erken tespit edilip kamu müdahalesine dönüştürülmesinin zorlandığı vurgulandı. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 7593 sayılı Kanun çerçevesinde erken uyarı mekanizmalarının, rehberlik, sağlık, sosyal hizmet ve kolluk birimlerinin koordineli çalışması gerektiği ifade edildi. Mevcut düzenlemelerin sahada ne kadar etkin uygulandığı sorgulanıyor ve yetkililer konuyu açıklayacak.
